Dizginsiz Tutkular

Başkaları için yaşamayan kendi için de yaşayamaz:
Qui sibi amicus est
Scito hunc amicum omnibus esse (Seneka)

KENDİNE DOST OLAN
BİLİN Kİ HERKESE DE DOSTTUR.

Ama baş görevimiz kendimizi gereğince yönetmektir onun için dünyadayız. Kendisi iyi yaşamasını unutan ve başkalarını iyi yaşamaya zorlamak, alıştırmakla ödevini yaptığını sanan bir budaladır onun gibi, başkasına hizmet için kendi dürüst ve sevinçli yaşamasını bırakan da kötü, olumsuz bir yola girmiş olur bence.

Toplum için yüklendiğimiz görevlerde dikkatimizi, adımlarımızı, sözlerimizi, alınterimizi, gerekirse kanımızı esirgememeliyiz:

NUN İPSE PRO CHARİS AMİCİS AUT PATRİA TİMİDUS PERİRE (HORATİUS)

Hazırım canımı vermeye Dostlarım ve yurdum için. Ama geçici, raslantıya bağlı olan bu görevlerde kafamız rahatını, sağlığını yitirmemeli; eylemsiz değil, ama öfkesiz, tutkusuz kalmalıdır. Ruhumuz eylemlerde pek çaba harcamaz, uykuda bile eylemler içindedir hiç yorulmadan. Ama onu coşturmada ölçülü davranmaktayız, çünkü beden üstüne yükleneni nasılsa öyle taşır; ama ruh yüklendiğini çoğu kez kendi zararına büyütüp ağırlaştırır, dilediği
ölçüyü verir ona. İnsanlar aynı şeyleri ayrı çabalarla, değişik irade gerginliğiyle yaparlar.

Ruh bedene, beden ruha ayak uydurmayabilir. Nice insanlar savaşı hiç umursamadan savaşlara girerler her gün, ölümü göze alarak katıldıkları savaşı yitirmek uykularını bile kaçırmaz. Öte yandan başka bir insan evinde, atılamayacağı tehlikelerden uzakta, savaşın sonucunu canı ağzında merak eder, savaşa kanını canını koyan askerden daha fazla ruh çabası harcar. Ben toplum işlerine katılırken kendimden tırnak boyu uzaklaşmamasını, kendimi, kendimden geçmeden, başkasına vermesini bildim.

Taşkın ve azgın bir tutku giriştiğimiz işe yarardan çok zarar getirir, olayların ters gitmesi, gecikmesi karşısında sabırsızlığa sürükler bizi, işlerine baktığımız insanlardan soğutur, kuşkulandırır. Bizi avucuna alan ve sürükleyen bir işi kendimiz iyi yönetemeyiz hiçbir zaman.

Mala cuncta ministrat, Impetus. (Seneka)
Çoşkunluk sarpa sardırır işleri.
İşe yalnız kafasını ve ustalığını koyan daha rahat yürütür işi.

Olayların gereklerine göre dilediği gibi dayatır, aşağıdan alır, erteler; başarısızlığa uğradığı zaman bozulmaz, yıkılmaz; yeniden işe oyulmaya bütün gücüyle hazırdır; ister istemez birçok tedbirsizliklere, haksızlıklara düşecektir tutkusunun rüzgarına kapılır gider başından büyük işlere girişir ve talih çok yardım etmedikçe pek başarı kazanamaz. Filozofi, uğradığımız haksızlıkların öcünü alırken işe öfke karıştırmamamızı ister; cezanın daha hafif olması için değil, tersine daha etkin olması, daha ağır basması için. Azgınlık ölçümüzü tam almaya engel olur çünkü. Öfke gözü karartmakla kalmaz, ceza verenin kolunu da yorar. Bu ateş güçlerini uyuşturur, yakar. Acele kendi kendisine çelme takar, tökezler ve durur:

FESTİNATİO TARDA EST. (QUİNTUS)
ACELE GECİKMEDİR.

Ipsa se Velocitas implicat. (Seneka)
Çabukluk kendisini engeller.

Sık sık gördüğüm örnekleriyle cimrilik de kendi kendisini köstekler; ne kadar eli sıkı ne kadar gözü dönmüş olursa o kadar az kazanç sağlar. Genel olarak cimriler, biraz cömertlik göstermekle, daha çabuk zengin oluyorlar. (Kitap 3, bölüm 10)

Montaigne; Denemeler‘ den…

  • Yorum yapmak için lütfen üye olunuz!!!